PVSK kampanyası süresiz olarak sürdürülecek

Baran Tursun Uluslararası Vakfı Başkanı Mehmet Tursun, MAZLUMDER ile birlikte Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nun (PVSK) yeniden düzenlenmesi talebiyle yürüttükleri 4 aylık kampanyayı, meclise sundukları tasarıları yasalaşana kadar süresiz olarak yürütme kararı aldıklarını belirtti. Ayrıca PVSK yetkisi, yargı hoşgörüsü ve iktidarın cezasızlık politikasıyla vatandaşı vuran polisin, çeşitli entrikalarla aklandığına dikkat çeken Tursun, STK’ların daha etkin bir mücadele yürütmesinin polis cinayetlerinin önüne geçebileceğini vurguladı.

MAZLUMDER ve Baran Tursun Uluslararası Vakfı’nın, PVSK’nin 16. maddesinin değiştirilerek, yeniden düzenlemesi talebiyle yürüttüğü kampanyanın ardından yaklaşık iki ay geçti. Kampanya internet üzerinden de yürütülüyor. PVSK’nin 2007 yılında yeniden düzenlenip polise “vur” diyen, aynı zamanda da silahını kullanan polisi de koruyan sistem, bugüne değin yaklaşık 130’un üzerinde insanın hayatına mal oldu. Polis kurşunuyla hayatlarını kaybedenler canından olurken, bunca katliamın faili olan polisler ise cezasızlık ve korunma ile ödüllendiriliyor. Hayatını kaybedenlerin geride kalan mağdur aileleri ise haklarını aradıkları için çeşitli baskı, hukuksuz uygulamalarla susturulmaya çalışılıyor.

POLİS VURDU AİLE CEZALANDIRILDI

Bunun son örneği ise Cem Aygün olayında görüldü. Polis kurşunuyla öldürülen Aygün’ün 6 kız kardeşi hakkında polise tepkileri nedeniyle jet hızıyla 58 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi, bir ay önce yapılan duruşmada “adam öldürmeye teşebbüsten” beraat verdiği Aylin, Yasemin, Songül, Nazlıcan, Aynur, Sonay Aygün kardeşleri “kamu görevlisine hakaret” ve “yaralama” suçlarından her biri 9 bin 80 liradan olmak üzere toplamda 54 bin 480 lira para cezası verdi. Burada dikkat çeken bir başka gerçeklik ise Cem Aygün’ü vuran polisin yargılaması başlamadan Aygün ailesinin yargılanıp para cezasına çarptırılmış olması.

Baran Tursun Vakfı Başkanı Mehmet Tursun, PVSK’nin polis kaynaklı cinayetlerde artışa neden olduğuna dikkat çekerek, “Diyarbakır’da Şahin Öner polis panzeriyle ezilerek öldürüldü. Düzce’de de iki gün önce polis birini öldürdü. Bu polis cinayetlerinde neden artış var? Vakıf olarak araştırdığımızda nedenin cezasızlık olduğunu gördük. Yargının hoşgörüsü var. Bir diğeri ise devlet büyüklerinin katillere karşı koruma kalkanı oluşturma durumunun olması. Bunlar yan yana gelince polis cinayetleri had safhaya çıkmıştır. Polis nasılsa ceza almayacağım, yargıda hoş karşılanacağım, amirlerim büyüklerim kendilerini kalkan yapacak özgüveniyle adam öldürmeye devam ediyorlar. Bunlar oradan kalkmadıkça cinayetler sürecek” dedi.

VURAN POLİS DELİLİ TOPLAYAN POLİS!

Polis cinayetlerinin soruşturma süreçlerinde ayrı bir hukuksuzluk yaşandığını dile getiren Tursun, “Silahıyla vatandaşı vuran polis, soruşturmada da yer alıyor. Dünyanın hiçbir yerinde yok bu. Cinayet soruşturmasında polis nasıl delilleri toplar? Festus Okey’i, Baran Tursun’u öldüren polisler delil topladı! Bir kere o polis delil mi toplar yoksa delili mi ortadan kaldırır? İşte bu süreçteki hukuksuzluk cezasızlığı getiriyor. Zaten beraat ettirmeye dönük bir durum bu” diye belirtti. 

Sivil toplum örgütlerinin de etkisiz kaldığı eleştirisinde bulunan Tursun, “Yunanistan’da bir genç öldürüldü. Sendikalar genel grev yapıyor. Yunanistan polisleri aileden özür diledi. İnsan öldürmek değil insan öldürmemek, insanı korumak polisin görevi dediler. Türkiye’de öyle değil. Kurumsal devlet şiddetine karşı etkin direnme platformu oluşturulamadı. Yargısal hoşgörünün yanında STK’lar anyayı konyayı gösterirler diye düşünmeli oysa iktidar. Öyle etkin bir direniş gösterme korkusu olmayınca polis rahatça silaha sarılıyor. STK’ların zayıflığı ve davalara sessiz kalışı, bu durumu getirdi. Kendi listelerinde isimleri alt alta yazıyorlar. Artık takibimiz bitti diyor. Etkin direnme politikası oluşturmalı. Polisi bırakın, hükümet titreyecek duruma gelmeli” diye konuştu.

‘MECLİSE SUNDUĞUMUZ TEKLİFİMİZ YASALAŞANA KADAR DEVAM’

Tursun, polis şiddetine karşı direnme platformlarını oluşturmak için Diyarbakır, Ankara ve İstanbul’a gideceklerini belirterek, uzun süreli bir bilinçlendirme kampanyası yürüteceklerini söyledi. Mayıs ayı başlarında Diyarbakır’a gideceklerini ifade eden Tursun, şunları dile getirdi: “Uzun süreli bir kampanya yürüteceğiz. Polis şiddeti mağdurlarıyla bir araya gelip paneller düzenleyeceğiz. PVSK kaynaklı kurumsal şiddetle yaşam hakkı ihlal edilenlerin ayrıntılarını anlatacağız. Ağırlıklı cinayetler Diyarbakır’da işlendi. İzmir’de de birkaç etkinlik yapacağız. 4 aylık planladığımız ‘Dikkat polis geliyor, PVSK öldürüyor’ kampanyasını süresiz hale getireceğiz. BDP ve CHP’li vekillerle TBMM’ye yasanın yeniden düzenlenmesine ilişkin tasarımızın yer aldığı teklifimiz sunuldu. Meclise sunulan teklifimiz yasalaşana kadar bu kampanyamızı süresiz bir şekilde yürüteceğiz. Bu kararı MAZLUMDER ile birlikte birkaç gün önce aldık. Yasa tasarımız kabul edilene kadar sürecek bu kampanyamız.”

YARGIÇLAR AYAĞIM KAYDI ENTRİKALARINA NASIL İNANIYOR?

“Evlerimizde bürolarımızda oturarak değil. Akil insanların Türkiye’yi dolaştığı gibi biz de dolaşacağız” diyen Tursun, etkinliklerini görüntülü olarak kayıt altına alıp meclise sunacaklarını ifade etti. Yargının polislere yönelik hoşgörüsüne dikkat çeken Tursun, “Bu tür cinayetleri soruşturan polislerin kendisi olduğundan. Cem Aygün davasının bir sonraki duruşmasına da büyük bir arşivle geleceğim. Ayağım kaydı ne demektir? Polis bununla ne demek istiyor? Bir katilin kendini kurtarmak için her türlü entrikaya başvuracağını düşünüyorum. Yargıç buna nasıl inanabiliyor? Ayağı kayan bir polisin silahından 4 kurşun nasıl çıkıyor ve vücuda isabet ediyor? Mahkemeye sunacağız. Müdahil olacağız. Mahir Zorbey davası Aydın’da görülüyor. Baran Tursun gibi birçok dava böyle. Cem Aygün davası da böyle. Ayağım kaydı hesabı yapıyor polis. Onun için hakimlere şunu soracağız; İzmir’de, Ankara’da, Diyarbakır’da bunların hepsinin ayağı kaydı. Yalan söyleyebileceğini anlıyoruz. Peki hakimler siz nasıl inanıyorsunuz? Ayağı kaydı deyince nasıl dört kurşun isabet ediyor. Madem ayağın kaydı beraat ettireyim diyor yargı da. Bu tür davalarda bunu söylüyor. Sen adalet adamısın buna nasıl inanıyorsun? Bunun hesabını soracağız. Biz polis şiddeti kavramını kullanmıyoruz artık. Çünkü bu kavram dar. Şırnak’ta kırsalda bir askerin uyguladığı şiddet de var bunun içinde. O nedenle biz kurumsal devlet şiddeti diyoruz.” dedi.

‘AYGÜN AİLESİ’NE ADALET İÇİN DİLENECEĞİZ’

Cem Aygün’ün ailesinden ceza almayan kalmadığına dikkat çeken Tursun, “Ankara’da Kızılay Meydanı’nda el avuç açacağız, sadaka dileneceğiz. Bu paraları Cem Aygün’ün ailesine verilen para cezasını adalet adına ödeyeceğiz. İbreti alem olsun diye dilenerek ailesine kesilen cezaları ödemeye çalışacağız. Kısacası kamuoyu oluşturmak adına bu sürece farklı boyutlar kazandıracağız” diye kaydetti.